Pazar, Kasım 18, 2012

Rock Gruplarının İsim Koyma Çilesi Üzerinden Türk Mizahına Bakış

Sosyal Medya, hele hele Twitter'da kısa bi' mesai yaparak komikliğin Türk ata sporlarından biri olduğu algısını edinmeniz çok muhtemeldir. Hemen herkes gündemdeki bir olay ya da ünlü biri tarafından yapılan bir gafla kendince alay etmeye çalışır ve bunların bi çoğu da yaratılcılıktan uzak olduğu için birbirine benzer.

Mizah literatürüne bu durumu 'akla gelen ilk espriyi komik zannetme' başlığıyla geçebiliriz. Yalnız, bu durumdan daha da fenası vardır -ki aslında bu yazının da konusu olan- kelime esprileri! Mizahın kendisinin zaten ince bir zeka üzerine bina edilmiş olduğunu düşünürsek, bunun en çok inceldiği yer neresidir derseniz, işte orası kelime espirileri! Hem etimoloji bilgisi gerektirir, hem yaratıcı bağlama yeteneği hem de duruma, zamana uygunluk...

Bu koşul ve yeteneklerin iyi bir karmasına nadiren rastlandığı içindir ki hepimizde yerleşik olan genel kanı 'kelime espirisi eşittir kötü espiri' şeklindedir. Böyle düşünmekte bir çoğunun haklı nedenleri var, çünkü yaygın örnekler hep kötü örnekler olmuştur. Şakanın bu türü çoklukla "terlik ister misin, terlemişsindir" ya da "terlemeyen devlet memuruna ne denir? Noter denir!" gibiler üzerinden yapılır.

Genellikle lisede "madem yakışıklı değilim, neden sempatik olmayayım" ortak paydasında bir araya gelen ergenler tarafından yapılmasına alışık olduğumuz kelime espirilerinin kurumsal bir kullanım alanı bulduğu bir yer daha vardır ki o da: Türk Rock Gruplarının isim koyma müessesesi! Çok da zorlamadan aklınıza gelen ilk grupları düşündüğünüzde isimlerde bir gönderme, bir alt mesaj kaygısı olduğunu çok rahat farkedebilirsiniz.

Rock müzikle uğraşanlar ve dinleyenler kendilerini pop, arabesk ve diğer müzik türleri dünyasında olanlardan daha üstün görür. Öyledir de! Yalnız, daha zekiyiz iddiası müzik işinde kalmayıp grup ismi belirleme işine de yansıyınca ortaya şöyle şeyler çıkar ki bir çoğu akıllara zarardır:

Duman (Kafamız hep dumanlı mı?)
Gripin (Rock baş ağrıtır diyenlere yemeklerden sonra birer draje!)
Seksen Dört (Sex & Dirt 'le ilgisi yok diyemezler herhalde)
Haramiler (Müzikte korsana tepki olarak doğmuşlar gibi)
Ünlü (Müzik yapıp ne olucan evladım diyen babaya cevaben)
Kolpa (Bu grup kolpaymış yea! diyen olursa önden hazırlık gibi)
Grizu (Şarkı bu yaz patlıyacak mesajı var)
Tual (O da sanat bu da dediler herhalde)
Rehber (Ne alaka mı?? Grubun şarkılarını indireceğiniz sitenin adı ’Rehbertuar')
Işığın Yansıması (...!! Bi ara TV'de "Eve Düşen Yıldırım" diye bi dizi vardı, en az o kadar zorlama değil mi?)

Daha böyle devam eder: Çamur, Anemi, Asfalt Dünya, Kargo, Yüksek Sadakat, Acil Servis, Mavi Sakal, Kurban, Mor ve Ötesi... Tamam hepimiz Nasreddin Hocanın torunlarıyız ama ya tutarsa diye böyle zorlamanın alemi var mı? diye sorası geliyo insanın...

Yazının tam da sürç-i lisan kısmına geldiğimize göre yukarıda zikrettigim tüm grupları keyifle dinlediğimi belirtmek ve kendilerinden gelecek olası bir "vay efendim o öyle değil de böyle" şeklindeki itirazlara peşinen savunmamı şöyle yapmak istiyorum; saygıda kusur ettiysek affola!

:)

Perşembe, Kasım 15, 2012

Okul buluşmaları keyifli gözükse de sancılı geçer!

Okul buluşmaları keyifli gözükse de sancılı geçer!

Bi kere buluşma boyunca Erkekler; mezuniyet sonrası kimin daha çok para kazandığını kestirmeye çalışmaktan ne yediğinden bişiy anlar ne içtiğinden... Saatler, mümkünse kol düğmeleri, blazer ceketler, ceplerden çıkan kalemlerdedir gözler hep... (Vay i.ne! Mont Blank mi o? diye iç geçirmeler filan olur mesela) Tabii ki arabası yeniyse çıkışta en önden koşup mutlaka tüm katılımcıların önünden el sallayarak çıkılır, Allah'ın emri...

Kızların durum da çok farklı diğildir. Daha paltolar üstten çıkmadan illaki Iphone'lar konur masaya ama tabii ki ortalama bir Türk kızı için bu yeterli olmaz hemen davetliler gözle süzülmek suretiyle baştan aşağı taranır ve diğer kızların boy-kilo endeksi hesaplanarak büyükten küçüğe sıralanır. Kendisinden zayıf olanlara hemen burun kıvrılarak için için çirkin, çiroz vb. isimlerle damgalanır.

Buluşma çocukluysa ilk soru hiç değişmez: Hangi okula gidiyo? (Yani özel okula verebildiniz mi?) Sonrasında kimin çocuu daha zeki tartışmasından yeterli randıman alınamamışsa sıra, gönderilen kurslara, yüzme, keman, drama derslerine gelir ki sonunda ailenin ortalama gelir düzeyi ve Sosyo Ekonomik Statü seviyesi tespit edilip rahata erilmiştir.

Bu arada saat ilerlemekte, yüzler gülmekte ve arkada yaşanan ego rahatlatma çabaları asla dışarıya belli edilmemektedir.

Yoksa bu eğlenceyi kaçıracak mısınız?

:)

Cuma, Kasım 09, 2012

İnsan Zekâsına Sosyal Zekâ ve Multiple Intelligence Theory üzerindenbir bakış

Beylik lâflara bu ünvanlarını kazandıran şey, lâfın hakikaten beylik olması kadar neredeyse herkes tarafından sevilmeleri olsa gerek. "Öğrenmenin yaşı yok!" da benim sevdiğim beylik lâflardan biri.

Geçtiğimiz Pazartesi, öğrenmenin yaşı olup olmadığını yerinde test etmek için Sosyal Zekâyı kendine konu edinmiş bir kişisel gelişim eğitimindeydim. 2 gün süren eğitim boyunca, tamamlamak için maaş aldığım işler toplanmış beni bir kenarda beklerlerken ben, eğitimle haşır neşir olup lise talebesi tadını yakalama fırsatı buldum.

Bi' kere "Biz pozitif bilimler okumuş adamız! Empatiydi, sosyal zekâydı boş işler! Böyle yaşam koçuydu kişisel gelişimdi tatavaları bize gelmez, biz (ben ve Nihat Doğan) bu işin kitabını yazmışız arkadaş!" kolaylığına kaçmadan iki gün boyunca anlatılanların ve eğitmenin hakkını baştan vererek başlayayım. Bi' çok şey öğrendim. Belki başka yazılarda bunlara da değinirim ama şimdilik benim için en çarpıcı olanla başayacağım:

Bu güne kadar benim için dünyada 2 tür insan vardı; kafası çalışanlar ve çalışmayanlar! Eğitimde anladımki ilk grupta bir sorun yok ama benim ikinci grupta topladığım kitle, kendi içinde (sosyal, dışa dönük, ağzı lâf yapan, karizmatik v.b. gibi) alt başlıklara ayrılıyorlarmış. İşte alt metinde bize bir nevi "onlar da insan, onların da kendilerine göre artıları var" mesajını veren bu teoriye "Multiple Intelligence Theory" deniyor. Türkçeye "kafası teknik işlere, matematiğe çok basmasa da eğlenceli bi' tiptir." olarak tercüme edebiliyoruz.

Yazıma son verirken bu güne kadar doğru dürüst adam yerine koymadığım arkadaşlara buradan selâm ediyorum. Artık sosyal zekâya da saygım sonsuz...

En azından aksine ikna olacağım bir başka deneyim yaşayana kadar.

;)