Cumartesi, Ocak 26, 2013

Fütüristik Senaryo: Bu Ülke Batar mı? (Günümüz Türk Annesi Gözlemleri Üzerinden Z Nesline Bir Bakış)

Modern (!) bi baba olarak, eşimden aldığım geribildirimleri dikkate alıp, aile içi görev dağılımımızı "yuvayı dişi kuş yapar, baba sadece ekmek getirir" formatından biraz olsun uzaklaştırabilmek için bi' süredir çocukların havuza götürülmesi işini ben üstlenmiş bulunuyorum.

Bu vesileyle her hafta sonu 4 saate yakın bir süreyi, yüzme havuzu tribünündeki anneleri gözleyerek ve bu sayede beni ülkenin geleceği ile ilgili ciddi endişelere gark eden tespitler yapmaya ayırıyorum.

Uzatmadan söyleyeyim: Beyler! Durum çok vahim...

Siz işinizde gücünüzdeyken, çocuklarınızın klişe deyimiyle “vatanına, milletine hayırlı olacak bir evlat" gibi yetiştiğini sanıyor olabilirsiniz. Ancak durum maalesef öyle değil. Gözünüzde canlandırabilmeniz için detaylı anlatmaya çalışacağım: 1,5 saatini sandalyenin ucunda diken üstünde öne eğilmiş ve antrenmanın tamamını çocuğuna bağırarak geçiren kadınlar düşünün.

- "Çocuğum gözlüğün kaymış, (sen geri zekalisin anlamazsın) gel düzeltiyim!"(?? tribüne)
- "Ay ay ay, canı acıdı çok yüksek o atladığı yer! (40 cm)
- "Aaa bu hoca da çok zorluyo çocukları!" (daha ısınma yapılıyo)
- "Yapma çocuğum! Islatmasana kızımı!" (?? havuzdalar!)

Ama favorim şu performans takıntılı anne:
- "Eyvah eyvah! Hiç yüzmediler bugün, hep eğleniyo çocuklar!" (yaş 5,5)

Bir Neslin Soyunma Odalarinda Heba Oluşu

Buradan seslenmek istiyorum: Ey! Oğlunun üstünü, çorabını giydirmek icin kabine onunla giren o anne!  Oğluna acımıyorsan, onun yara alan sosyal yaşamının ilerde ceremesini çekecek kız arkadaşlarına acı...

Bugun kabinde yanına girip üstünü giydirdigin o cocuk, Osmanlı'da şehzade olaydı sancak beyliği yapmak icin civar ülkelere gönderilecek yaşa gelmişti.

Beyler! Siz de gülmeyin! Sizin gülerek okuduğunuz bu gözlemler malesef ülke gelecegi acisindan büyük risk teskil ediyor.

Semptomları gösterip teşhisi koymadan bırakmak olmaz: Aslında durumumuz şu: Zaten "dogru adamı bulucam" gibi beyhude bir beklentiyle evlenme yaşını 30’lara çeken kadınlarımız, bir de çocuk yapmadan önce Avrupayi gezme hevesiyle "en az 3 sene bekleyelim" diye tutturunca o saatten sonra olan tek çocuğa az once anlattigim gibi öyle bir prens, prenses muamelesi yapilmaya çalışıyor ki korkum artik o cocuklardan kimseye hayır gelmeyecek...

Gelecek senaryoları hep mi gotik, hep mi olumsuz olur?

:)