Cuma, Nisan 05, 2013

Vedanın Kolayı Olmaz, Tamam! Ya Komiği?

İş yaşamıyla birlikte hayatımıza farkettirmeden giren âdetlerden biri de ayrılırken tüm şirkete gönderilen veda mesajları... Aslında özel hayatta çok sık karşılaşmadığımız bu âdet, profesyonel yaşamının günlük bir parçası olmuş durumda.

Kısa - uzun, duygulu - serzenisli, bazıları resimli, bazıları düz yazı çeşit çeşit veda yazısına şahit oldum çalıştığım yıllar boyunca... Nedense insanlar masasını toplayıp çerçevelerini, biblolarını karton koliye doldurur doldurmaz, içlerindeki lise yıllarından kalma kompozisyon yazma aşkını dindirmek istermişcesine gönderecekleri veda yazısının hazırlığına başlıyor.

Veda mesajlarının ortak özelliği, yazının uzunluğunun, o şirketteki çalışma süresiyle doğru orantılı olması... Yalnız sorun şu ki, yazı uzadıkça edebiyatla arası "giriş-gelişme-sonuç" kalıbından ibaret kalmış olanların (ve bunun sonucu olarak okuyucularının) çilesi artıyor... "Veda etmek çok zormuş" diye başlayan pek çok yazı okumuşsunuzdur. Zor başlar başlamasına ama klavyeye oturup bir başlayan pîr açılır, sonra gelsin sizi ilgilendirmeyen gereksiz detaylar...

"Bir bahar akşamı rastladım size!" tadında hangi yıl hangi ay şirkete hangi duygularla başladığı, bunca sene şirkette neler başardıkları vesaire... Tabii ki bununla yetinmeyip yazısını kelebekle, kuş, böcek resimleriyle donatanlara, Oscar töreninde kürsüdeymiş edasıyla, yazıyı şirkette kendi üstündeki isimlerden başlayarak organizasyon şemasında kimler varsa sırayla teşekkür ederek bitirenlere de rastlamak mümkün.

En keyiflileriyse, şirketten buruk ayrılanların, twitterda eski sevgiliye lâf sokma telaşındaki ergenlere özenircesine kaleme aldığı atarlı veda mesajlarını okumak... Her türlü metafor, her türlü göndermelere yer vardır artık o yazıda: "Müdürüm sana söylüyorum, Direktörüm sen anla" modeli serzenişler mi istersiniz yoksa salon beyefendisi çizgisini bi yana bırakıp direk dalanlar mı? Ne örnekler gördük, neler okuduk, hepimiz biliyoruz zaten....

Aslında şöyle en çarpıcılarından bir iki örneği de koymak istiyor insan buraya ama ne de olsa sonuçta tatsız sayılabilecek anılar bunlar ve örneklerin sahiplerinin bu yazıyı okuyup bana sitem etmeleri olası. Bu nedenle es geçiyorum... (ama meraklısına ayrıca bir iki örnek verebilirim :))

Giriş ve gelişmeyi tamamladım.. Artık lisedeki kompozisyon bilgim bana, yazıyı toparlayıp sonuca gelme zamanının geldiğini söylüyor... Uzun lâfın kısası diyeceğim şudur sevgili beyaz yakalı çalışan arkadaşlarım! Yapaylığa hiç gerek yok! Boşuna ne kendinizi yorun, ne de kendilerini ilgilendirmeyen detaylara maruz kalacak olan iş arkadaşlarınızı... Zira doğada veda mesajı diye bir şey yok.

Sonuçta ne kadar edebiyat parçalarsanız parçalayın, nasılsa okuyanın aklında kalacak yegâne şey, daha çok maaş için başka şirkete gittiğiniz olacak.

:)